Protestan Baptist Kiliseleri Türkiye Başpiskoposu: Filistin’de Osmanlı dönemindeki barış ve huzur ortamı bugün de yaşanmalı

Filistin’de Osmanlı dönemindeki barış ve huzur ortamının bugünlerde de yaşanmasının gerekli olduğunu söyleyen Protestan Baptist Kiliseleri Türkiye Başpiskoposu Ertan Çevik, İbrahim Peygamber’in oğlu olan iki kardeşin soyundan gelenlerin savaşının durması için dua ettiklerini belirtti.

Dünyanın gündemi İsrail ve Filistin arasındaki savaş, İsrail’in Gazze’de özellikle sivillere yönelik saldırılarının sonucu olarak yaşanan trajediyle çalkalanıyor. Protestan Baptist Kiliseler Türkiye Başpiskoposu ve Buca Protestan Baptist Kilisesi Pastörü Ertan Çevik, İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları hakkında açıklamalar yaptı. Bölgede yaşanan saldırıların ve sivil halka yönelik katliamların bir an önce durmasını beklediklerini açıklayan Çevik, savaşın yol açtığı acı ve trajedinin en çok masum insanları etkilediğini vurguladı. Osmanlı döneminde bölgede barış ve huzur ortamının etkili olduğunun altını çizen Çevik, İbrahim Peygamber’in oğulları olan İsmail ve İshak’ın soyundan gelen iki kardeş kavmin barışı için dua ettiklerini belirterek bölgedeki saldırı ve çatışmaların bir an önce durmasını istediklerini dile getirdi.

Osmanlı, Yahudilere de sahip çıkmıştı

Osmanlı Devleti’nin var olduğu dönemler boyunca tüm halklara sahip çıktığını, 1400’lü yıllarda İspanya’daki zulümden kaçan Yahudilere de kucak açtığını belirten Ertan Çevik, Filistin bölgesinde de Osmanlı döneminde barışın etkili olduğunu ve o barış ortamının bugün de yaşanması gerektiğini söyledi. Çevik, “1948 yılında İsrail Devleti kurulduğunda orada daha fazla Osmanlı tebaasına ait Filistinliler, Müslümanlar yaşamaktaydı. Osmanlı döneminde, Selçuklu döneminde, Selçuklu döneminden önce Roma İmparatorluğu döneminde de o bölgede barış hakimdi. İncil’e ve Tevrat’a baktığımızda o bölgede birçok yerde Yahudi sinagogları vardı. Yahudiler, Anadolu’da da yaşıyordu. Osmanlı Devleti, İspanya’dan kaçan Yahudilere sahip çıkmıştı. Baktığımız zaman Osmanlı her zaman mağdur olan, mazlum olan, sahipsiz olan, zor durumda olan bütün milletleri, halkları sahip çıkmıştır. O bölgede de Osmanlı zamanındaki barış ortamını diliyoruz” dedi.

İki kardeş kavim vurgusu

Arapların ve Yahudilerin kardeş iki Peygamber’in kavminden geldiklerini söyleyen Çevik, “Aslında baktığımız zaman atamız İbrahim. İbrahim peygamberin cariyesi Hacer’den dünyaya gelen İsmail Peygamber var. O 12-13 yaşlarına geldiğinde Sara’dan doğma İshak dünyaya gelmiş. İsmail başka bir bölgeye Hacer’le beraber gönderiliyor ve İshak kalıyor. Baktığımız zaman aynı babanın iki oğlu, biri büyük oğlu İsmail, biri küçük oğlu İshak. Bunlar akrabalar ve aynı babadan büyümüşler, birer millet olmuşlar, soy olmuşlar ve dilleri de birbirine yakın. Selamlaşmalarında bile bunu anlayabiliyoruz. Savaşacak aslında bir sebep olmaması gerekiyor kardeşler arasında. Bizim temennimiz o ki Osmanlı dönemine geri döndüğümüzde Kudüs’te ve çevresinde valiliğimiz vardı, kaymakamlığımız vardı, askerlerimiz vardı. Bundan 100 yıl önceye kadar orası barış ve huzur içerisinde Osmanlılar tarafından yönetiliyordu” diye konuştu.

“Avrupa, suçluluk psikolojisi yaşıyor”

Filistin halkının Türkiye’yi umut olarak gördüğünü belirten Ertan Çevik, “Filistin’deki insanlar tek umut olarak güçlü Türkiye Devleti’ni görüyorlar; Cumhurbaşkanımızın desteğini talep ediyorlar. ve Cumhurbaşkanımız da elinden geldiği kadar bu İsrail-Filistin meselesinde yıllardır bir barışın sağlanması, sınırların belirlenmesi konusunda hem Birleşmiş Milletler’de hem de Türkiye’de basın açıklamalarında barışın sağlanması için büyük bir gayret ve mücadele ediyor. Avrupa’nın sessiz kalmasının ise sebebi çok açık. Avrupa, 2. Dünya Savaşı’nda 6 milyondan fazla Yahudi insanı öldürmüştür, imha etmiştir. ve bu yüzden de Yahudilere borçludur. Suçluluk psikolojisi. Örneğin Almanya’da bir kişi İsrail’e tepki anlamında herhangi bir şey söylese bu kişi Nazi damgası yiyor. Biz Türkiye olarak herhangi bir şekilde Yahudilere ya da herhangi bir halka herhangi bir kötülük yapmadık; herhangi bir soykırım yapmadık. Tam tersine İspanya’dan 1492 yılında gelen ve 2. Dünya Savaşı’nda Avrupa’dan gelen Yahudilere kucak açtık. Dualarımız Filistin’de bu yaşanan acıların son bulması, bu savaşın son bulması için. Hem sivil insanların, hem Musevilerin, hem Arapların, hem Filistinlilerin, hem de sivillerin ölmemesi, çocukların ölmemesini istiyoruz. Bunlar için biz kilise olarak her zaman dua ediyoruz” açıklamasında bulundu. – İZMİR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir